NEXT ISSUE





Louis Althusser çevresinde başlayan entelektüel yolculuğunu, kendi hocasından başlayarak giderek tarihin entelektüel figürü olarak filozofa başkaldırmaya kadar götüren bir düşünür, belki de anti-filozof Jacques Rancière. Fransa’nın entelektüel tarihinde 1960’larla başlayan dalga içinde kimi zaman akıntıyı arkasına almış bir Marksist, kimi zamansa “ustalarına” yüz çevirmiş bir dalgakıran. Hep karşı çıkışlarla yolunu çizen bu aykırı eleştiri ustası, o zamandan bu yana felsefeden siyasete, tarihten sinemaya kendi özgün patikasında ilerliyor. Bugün Jacques Rancière’nin özgün bir felsefesi var mıdır, yoksa başka filozofların gölgesinde kendini var eden bir eleştirmen midir sadece? Filozof karşısında zekânın hiyerarşik örgütlenmesine karşı çıkarak proleterin yanında saf tutan bu düşünür, entelektüel rolü ellerinden çalınanların sözcülüğüne soyunurken filozofun tahtına kendisi göz dikmiş bir aydın mıdır? Yoksa sınıf mücadelesinde Sezar’ın hakkını cansiperane savunan bir özgürlük filozofu mu? Kitapları önemli oranda Türkçeye de kazandırılmış olan Rancière’yi tartışmak, sadece bir entelektüeli değil, Marksizmin yapısalcı ve post-yapısalcı momentlerini tartışmak ve Althusserci mirası da hatırlamak anlamı taşıyor.

kampfplatz 14. sayısını Jacques Rancière’ye ayırıyor.

Yazılarınızı 1 Şubat 2020 tarihine kadar kampfplatzdergisi@gmail.com adresine yollayabilirsiniz.